Zigana ve kop dağlarından aşılarak
ulaşılan Bayburt kalesi aynı zamanda
Karadeniz’i Basra körfezine bağlayan
ticaret yolu üzerinde bulunmaktadır . Bu
yolu izleyen her seyyahın uğradığı
kalenin adı , önemi , ihtişamı ve günlük
yaşamıyla ilgili pek çok bilgi
mevcuttur.
Şehrin kuzeyinde yalçın kayalar üzerinde
inşa edilmiş olan kalenin kimler
tarafından yapıldığı kesinlikle
yapıldığı bilinmemektedir . İlk yapının
Ermenilere ait olduğu öne sürülse de ,
Bağrat sülalesi zamanında (885 – 1044)
varlığından söz edilen Bayburt
Kalesi’nin çok daha önce miladın ilk yüz
yıllarında mahalli prens ve mücadele
rinde rol oynadığı anlaşılmaktadır .
Khorenli Movses’den öğrenildiğine göre
Bağrat’ların geliştikleri devrede 1.
asırda Bağrat’lı Piurad oğlu “Senbad” (Asbed)
süvari başbuğu ve batı ordusu
başkumandanı olarak atabeyliğini yaparak
kurduğu hükümdar çocuklarını kendi
müstahkem yerleri olan “Pepert” yani
Bayburt Kalesi’ne 58 yıllarından önce
kurulduğu ortaya çıkmaktadır . Kale
Türklere geçmeden önce Roma , Ermeni ,
Bizans , Arap ve Kommenos
hakimiyetlerinde kalmıştır . Zengin bir
tarihe sahip olan Bayburt Kalesi’nin bir
çok defa onarım gördüğü duvarlarında
görülen farklı inşaat ve tarihi
kaynaklardan anlaşılmaktadır . Buna göre
Selçuklu hükümdarı II.Kılıçarslan’ın
oğlu ve Erzurum Meliki olan Tuğrul Şah
(Ö.622/1225) özellikle Trabzon
İmparatorluğu’ndan gelecek saldırılara
karşı müstahkem bir mevki olan bu kaleyi
âdeta yeniden inşa ettirmiştir . Kale
üzerinde bu yapımı belgeleyen 20 adet
Arapça kitabe mevcuttur . Daha çok
kapılarla şehre bakan cephelerdeki
burçlarda yoğunlaşan kitabelerin 17. si
Tuğrul Şah dönemi 1 adeti Kanûnî dönemi
diğer iki adeti okunamamıştır . Bir
müddette Akkoyunlular’ın elinde kalan
kale 1514 yılında Osmanlılara intikal
ettikten sonra Kanûnî Sultan Süleyman ve
III. Murat dönemlerinde de büyük
onarımlar görmüştür . 1647’de Bayburt’u
ziyaret eden Evliya Çelebi kale içinde
300 evlik bir mahalle ile Ebü’l Feth
Camii’nin bulunduğu yazmaktadır . Zaman
zaman işgal ve tahribata uğrayan kale en
son olarak 1828 Osmanlı – Rus savaşı
sırasında Ruslar tarafından büyük çapta
tahrip edilmiştir .
Ayrıca bu kaleye “Çinimaçin” kalesi de
denilmektedir . Kaleye bu ismin
verilmesine sebep olan çini
süslemelerdir . Bunların dış
yüzeylerinde tezyinat olarak mor ve
yeşil renkli firuze çiniler
kullanılmıştır . Gerek savaşlar ,
gerekse tahribat yüzünden bu gün bu
çinilerden eser kalmamıştır .
Bayburt Kalesi , Dede Korkut
hikayelerinden “Kam Büre Oğlu Bamsı
Beyrek Boyunu Beyan Eder” adını taşıyan
hikayede Beyrek (Bey Böyrek veya Bamsı
Böyrek)’in fethedip ün kazanmak için
yola çıktığı kaledir .
Saruhan Kalesi
İlimiz merkezine 35 km. mesafede bulunan
Saruhan köyündeki kalenin gözetleme
amacıyla yapıldığı tahmin edilmektedir .
Trabzon’da bulunan Pontus İmparatoru
Mithridates savunma amacı ile Gümüşhane
, Bayburt , Kelkit ve Erzincan 75 adet
kale yaptırdığı tarihi kayıtlarda
mevcuttur . Bu kalenin onlardan biri
olduğu sanılmaktadır . Kalede tarihi
aydınlatacak herhangi bir kitabe mevcut
değildir .
Bu kalelerden başka , Saruhan kalesi
gibi savunma ve gözetleme amacı ile
kurulan ancak günümüzde , harabe
durumunda olan Demirözü ilçesine bağlı
ve ilimiz merkezine 40 km. mesafede
Bayrampaşa köyünde bulunan kale
kalıntıları , yine ilimiz merkezine 42
km. mesafede bulunan Kitre Köyü kale
kalıntıları ve ilimiz merkezine 27 km.
mesafede bulunan Çayoryolu (Sünür) köyü
kale kalıntıları mevcuttur .
CAMİLER
Bayburt Ulu Camii

Anadolu Selçuklu Sultanlarından II.
Gıyaseddin Mesut (1282 – 1298) zamanında
yaptırıldığı kabul edilen caminin pek
çok onarımlar gördüğü bilinmektedir. Son
olarak 1967 yılında tümü ile ele alınıp
ana plana uygun olarak yaptırılan
caminin minaresi , mihrap önü kubbesine
geçişi sağlayan mukarnaslı tromplardan
bir kaçı ve asıl ibadet alanına açılan
iki kapı orijinal yapıdan kalmaktadır .
Caminin kuzey doğusunda bulunan
minaresinin kaidesinde geçirdiği son
büyük onarımı belgeleyen 1850 tarihli
kitabe bulunmaktadır . Kare kaideli
minarenin sekiz yüzlü pabuçluğunda ve
yuvarlak gövdesinde geometrik ve bitki
motifli mozaik çiniler Anadolu Selçuklu
çinilerinin ilginç özelliklerini
sergiler . Ayrıca caminin son cemaat
yerinde beş kitabe mevcut olup , bu
kitabelerden mihrabın iki yanında yer
alanlar Osmanlıca iki ferman metnidir ve
kadınların çalışma düzeni ile ilgilidir
. Mihrabın hemen üstündeki kitabe Arapça
bir kümbet kitabesidir ve 619/1222
tarihlidir . Dış duvar üzerindeki kitabe
ise bir medrese kitabesidir , 1293/1820
tarihlidir . Son cemaat yerinin batı
duvarındaki kitabe tamamen okunamamıştır
.
Pulur (Gökçedere) Ferahşat Bey
Camii
Demirözü ilçesine bağlı Pulur (Gökçedere)
kasabasında Akkoyunlulardan Korkmaz
Beyin oğlu Ferahşat Bey tarafından 1517
M. (923 H.) yılında yaptırıldığı
anlaşılmaktadır . Yapı Osmanlı
mimarisindeki tek kubbeli cami
tipindedir . İki renkli kesme taşlardan
özenle yapılmış olan caminin dışardan
değişik malzeme kullanımı açısından ilk
dikkati çeken yerlerinden birisi
tuğladan minaresidir . Ferahşat Bey
yapılar topluluğunun cami , medrese ,
han , hamam , imaret ve konuk evinden
oluştuğu bilinmektedir .Günümüzde han ,
imaret ve konuk evinden hiçbir iz
kalmamış olup hamam ise harabe
durumdadır .
Sünür (Çayıryolu) Kutlu Bey
Camii:Akkoyunlular’ın kurucusu
Turali Bey oğlu Fahrettin Kutlubey
tarafından yaptırılan caminin , kapısı
üzerindeki kitabeden M.1550 (H.957)
yılında onarıldığı anlaşılmaktadır .
Caminin minaresi ise M.1676 (H.1087)
tarihli bir kitabeye sahiptir . 1548 de
İran Şahı Tahmasp ordusu ile bu bölgeye
hücum ederek etrafı yağma ettikleri gibi
rast geldikleri insanları öldürmüşlerdir
, bazı cami ve medreseleri yıkmışlardır
. Bu arada Kutlu Bey Camii de tahrip
edilmiştir . Cami ayrıca Kanuni Sultan
Süleyman döneminde (1550 yılında) onarım
geçirmiştir .
Yukarı Hınzeverek (Çatalçeşme)
Camii:Demirözü ilçesi
Çatalçeşme köyünde bulunan caminin
üzerinde kitabe mevcut değildir . Ancak
Pulur ve Sünür’e yakın olması ve
taşıdığı özellikleri itibariyle
birbirine benzemesi caminin bir
Akkoyunlu eseri olduğu kabul
edilmektedir . Cami değişik zamanlarda
onarım görmüştür.
Yakutiye (Yeni) Camii:Bu
cami Bayburt Cumhuriyet Caddesi üzerinde
, eski Yakutiye Medresesinin bulunduğu
alan üzerindedir . Vakıflar Genel
Müdürlüğünün ve Bayburt halkının
yardımlaşması ile 1913 - 1915 yılları
arasında yapılmıştır . Cami ve minaresi
tamamen kesme taştan olup , işçiliği taş
işleme sanatının güzel örneklerindendir
.
Zahit Efendi Camii:Merkez
Zahit Mahallesinde bulunan cami
1514-1515 tarihleri arasında bu gün aynı
mahalleye ismi verilen Zahit Efendi
tarafından yaptırılmıştır . Birkaç kez
onarım gören cami ve minaresi orijinal
yapısını muhafaza etmektedir . Evliya
Çelebi Bayburt’u ziyaretinde bu camiden
bahsetmiştir .
Pulur (Gökçedere) Medresesi:Pulur
Camii avlusunda bulunmakta olan ve L
şeklinde tek katlı bir yapıdır. Ferahşat
Bey tarafından yaptırıldığı sanılan
Medrese daha sonra Akkoyunlu soyundan
Süleyman Bey tarafından onarılmıştır .
Medresenin 1517 yılında bitirildiği
sanılmaktadır . Medresenin girişlerinde
Farsça beyitler mevcuttur .
Bedestan (Taşhan):Bayburt
Bedesteni Ulu cami yakınında ve çarşı
içerisindedir . Ne zaman yapıldığı belli
değildir . Geçirdiği bir yangından sonra
kitabeleri kaybolmuştur . Bu gün depo
olarak kullanılan Bedesten üç bölümden
meydana gelmektedir . Evliya Çelebi XVII.
Yüzyılı başında Bayburt’u ziyaret
ettiğinde bu Bedestenden “Gayet , süslü
ve zarif” diye bahsetmektedir .
HAMAMLAR
Çarşı Hamamı:İl
merkezinde saat kulesi yakınında
bulunmaktadır . Kadı Mahmut Çelebi
vakfıdır . Bu hamamda diğer hamamlar
gibi onarım görmüştür . Ancak diğer
hamamlarda olduğu gibi bu hamamda da
sıcaklık bölümü orijinal yapısını
korumaktadır . Bayburt Hamamları Osmanlı
devri hamam mimarisinde tatbik edilen
iki tipin erken örneklerini vermektedir
.
Bent Hamamı:Bu hamam ,
Çoruh Nehri kıyısında kalenin güneydoğu
eteğindedir . Akkoyunlulardan Ferahşat
Bey’in vakfı olan hamamın kesin yapım
tarihi belli değildir . Eğer hamam
Ferahşat Bey tarafından yapılmış ise XVI.
Yılın ilk çeyreği içinde
değerlendirilebilir . Dış yapısı değişen
ve onarılan hamamın iç mekanı asıl
yapısını korumaktadır. (Evliya Çelebi
Seyahatnamesinde Bayburt’ta dört
hamamdan bahsetmekte olup , Ali Şingâh
(Şengül) hamamı günümüzde mevcut olmayıp
, yakın zamana kadar bir bölümü yıkılmış
olan hamamın kalan kısımları da
yıkılmıştır.)
Paşaoğulları (Kondolotlar)
Hamamı:Tuzcuzade mahallesinde
bulunan bu hamamın ne zaman yapıldığı
bilinmemektedir . Bir çok onarım
geçirmiş olup , halen yanında bulunduğu
cami ve çeşmeyle birlikte bir külliye
şeklinde yapıldığı sanılmaktadır .
Aytıntepe Yer Altı Şehri

Bayburt’un
Aydıntepe ilçesinde yer alan kent , tüf
içerisinde , yüzeyden 2-2,5 metre
derinde başka yapı malzemesi kullanmadan
ana kayaya oyulmuş galeriler , tonozlu
odalar ve bu odaların açıldığı daha
geniş mekanlardan oluşmaktadır .
Yaklaşık bir metre genişliğinde ve 2 ile
2,5 metre yüksekliğinde tonoz örtülü
galeriler yer yer her iki yana
genişlemektedir . (3 x 8 Metre ) Kareye
yakın planlı odalar bu mekana
açılmaktadır. Ayrıca gözetleme
mekanlarının oluşturduğu havalandırma
amaçlı konik biçimdeki deliklerin ,
galeri odalarını aydınlatmak için
duvarlara delik açıldığı gözlenmektedir
. Halen kazı çalışmaları devam edilen
kent hakkında şu an ileri sürülen iki
görüş
Mevcut olup , bunlardan biri ; bu kentin
, bölgede daha önce sözü edilen Halde
şehrine ait olduğu , Halde’nin “Khalde”
olduğu eski ismi Hart (Aydıntepe) olan
ilçenin isminin de “Halt” dan geldiği
görüşü mevcuttur . Diğer görüşe göre ;
Hart’ta bu yer altı kentinden başka Geç
Roma Erken Bizans devirleri arasında yer
alan bir mezarın ortaya çıkarılması ,
Hıristiyanlığın henüz yerleşmediği bir
devirde bu bölgenin bir sığınak teşkil
ettiği , Romalılar tarafından kovulan
ilk Hıristiyanların bu bölgeye
geldikleri ve sığındıkları , yer altı
kentinde bu Erken Hıristiyanlık dönemine
ait olabileceğidir .
Çimağıl Mağarası:İlimiz
merkezinde yaklaşık 35 km. uzaklıktaki
Aşağı Çımağıl köyünün Taşındibi
Mahallesinden sonra yaya olarak yaklaşık
bir saatte ulaşılabilmektedir . 600
metre uzunluğunda bulunmaktadır .
Mağarada küçük su birikintileri
bulunmakta ,Sarkıt-Dikitleri ve doğal
yapısıyla gerçekten görülmeye değer
manzara oluşturmaktadır. Özellikle bu
konularla ilgilenenlere tavsiye edilecek
niteliklerdedir
Helva Köyü Buz Mağarası:Masat
vadisinin güneyinde Helva köyünde yer
almaktadır . İl merkezinden 33 km.
mesafede hemen köyün yamacında yer alan
mağaranın içinde buzdan oluşmuş sarkıt
ve dikitleri bulunmaktadır . Köy halkı
tarafından değişik zamanlarda soğuk hava
deposu olarak kullanılmış olan mağara
buz oluşumlarının değişik şekillerini
yansıtmaktadır .
TÜRBELER
Dede Korkut Türbesi:
İlimizin güney doğusunda merkeze bağlı
39 km. mesafedeki Masat köyünün hemen
çıkışında yapılış şekli ve mimari tarzı
ile çok eskilere uzanan ve halk arasında
Alî Baba diye geçen türbe Alî Baba
(Büyük Baba) anlamında kullanılan ve
bütün Türk dünyasını yakından
ilgilendiren , Dede Korkut’a ait olduğu
söylenen türbedir . Türbenin üzerinde
eski Türkçe 718 rakamı görülmektedir .
Yapılış şekli ve kullanılan malzeme
bakımından adı geçen kişiye ait
olabilecek karakterdedir . Anıt türbe
Orhan Şaik Gökyay’ın 1986 basımı Dede
Korkut Hikayeleri Kitabında resimli
olarak yer almaktadır .
Şehit Osman Türbeleri:
Şehrin batısında Şehit Osman Tepesinde
bulunan her iki türbenin
Saltukoğullarına ait olduğu şeklinde
görüşler mevcuttur . Buna göre türbeler
Saltuk kumandanlarından Mengüç Gazi’nin
kardeşi Osman ve kız kardeşine aittir .
Üzerinde bulunan kitabeler çok silik
olduğu için okunmamaktadır . Şehrin
batısındaki kayalık tepeye adını veren
bu türbeler , sarı taştan yapılmış olup
taş işleme sanatımızın güzel
örneklerindendir .
Ahmedi Zencan Türbesi (Kümbet)
Halk arasında “Kümbet” diye
isimlendirilen bu yapı ilimiz Cumhuriyet
İlkokulu karşısındadır . Yapının
Ahilerden Ahmet-i Zencaniye ait olduğu
bilinmektedir . Ahmet-i Zencani İlhanlı
hükümdarı Olcaytu Hüdâbende Han
zamanında , Emir Mahmut tarafından
yaptırılan Mahmudiye ve Celaleddin Hoca
Yakut tarafından yaptırılan Yakutiye
Medresesinde çalışmış , ilim ve kültür
hareketlerinde şöhret bulmuş bir
şahıstır . Yapının H.1200 tarihli onarım
kitabesi vardır . Sekiz kenarlı bir
poligon durumunda olan kümbetin içinde
kare şeklinde bir mezar odası mevcut
olup , çatısı piramit şeklinde
yapılmıştır . Türbenin 1315-1325 yılları
arasında yapıldığı sanılmaktadır .
Sünür (Çayıryolu) Kutlu Bey
Türbesi:Akkoyunlu devletinin
kurucularından Turali Bey oğlu Kutlu
Bey’e ait olan bu türbe kendisi
tarafından yaptırılan caminin 30 M.
doğusunda bulunmaktadır. Türbede
kendisinin ve ailesinin mezarları
bulunmaktadır. Türbenin özellikle Şah
Tahmasp’ın bu bölgeye yaptığı
tahribatlar nedeni ile bir bölümü
yıkılması kitabelerin tahrip oluşu
sebebi ile yapılış tarihi hakkında bir
bilgi mevcut değildir . Ancak Kutlu
Bey’in 1389 yılında öldüğü bilindiğine
göre türbenin bu yılda yapıldığı
sanılmaktadır . Yine bu türbede bulunan
bir başka kitabe 1659/1660 M. (H. 1070)
yılında onarım gördüğü sanılmaktadır.
Yanbaksı (Güneşli) Kümbeti: Halk
arasında “Yanbaksı Kümbeti” adı ile
anılan bu yapı , İl Merkezi ile Demirözü
ilçesi arasında bulunmaktadır . Yapının
tarihini aydınlatacak bir kitabesi
yoktur . Halk arasında bu kümbetin
Otlukbeli savaşında şehit olan Seyyid
Kasım adında bir kişiye ait olduğu
söylenmektedir . Kümbetin Danişmentliler
dönemine ait olabilecek karakter
taşıdığı görülmektedir . Sekizgen bir
taban üzerine oturmuş ve kesme sarı
taşlardan inşa edilmiştir .
Bey Böyrek (Bamsı Beyrek)
Türbesi

Bayburt’un
2 km. doğusunda bulunan Erenli köyünün
batısında , şehirden bakıldığında
görülen bir tepe üzerindeki yapı Dede
Korkut Hikayelerinde geçen en önemli
kişilerden biri olan Bey Böyrek’e aittir
. Halk arasında ziyaret olarak da
bilinen bu mezar ve sonradan ilave
edilen dikdörtgen şeklinde bir taş
binadan oluşmaktadır .
Dede Korkut

Bayburt
ili; Türklerin Anadolu’da yerleştikleri
en eski yerleşim yerlerindendir.
Sosyologlar Bayburt’u gerek Selçuklular,
gerekse Osmanlılar döneminde ikinci
dereceden önemli bir kültür merkezi
olarak nitelendirmektedirler. Bayburt,
ünlü sınırlarımızın dışına taşan pek çok
bilim ve sanat adamı yetiştirmiştir.
Türk dünyasının ortak kültür
hazinelerinin en büyüklerinden biri olan
Dede Korkut’ uda bunlardan saymak
mümkündür.
Dede Korkut, bütün Türk dünyasında kabul
görmüş – Tarihi ve Efsanevi – ortak
ulularımızın en önemlilerindendir. Prof.
Dr. M. Fuat KÖPRÜLÜ, Dede Korkut için ;
“Terazinin bir Kefesine Türk
Edebiyatının tümünü, diğer kefesine de
Dede Korkut’ u koysanız yine de Dede
Korkut ağır basar” demektedir.
Dede Korkut hikayeleri Bayburt’ta
canlılığını korumaktadır. Türkiye
Türkçe’sinde anlatılan hikayelerden Beğ
Böğrek (Bamsi Beyrek) in en çok varyantı
Bayburt’ ta tespit edilmiştir.
Hikayelerde Bayburt , “Parasarın Bayburt
Hisarı” adıyla geçmektedir. Beğ Böyrek’
in mezarı Bayburt Kalesindeki “Zindan”’
ın tam karşısındaki Duduzar
Tepesindedir.Dede Korkut’ un mezarı
Masat Köyündedir.
Bu bilgiler, Orhan Şaik GÖKYAY’ ın Dede
Korkut çalışmasında mevcut olduğu gibi,
halk arasında da dilden dile anlatılarak
günümüze kadar ulaşmıştır.
Valiliğimiz; ilimize sosyal, kültürel,
bilimsel, sportif, ticari ve ekonomik
canlılık kazandırmak amacıyla bir şölen
düzenlemeyi planlamış, şölene Orta Asya’
dan Anadolu’ya göçen Alp Erenlerden biri
olan ve bütün Türk lehçelerinde ve
coğrafyalarında tanınan, hikayeleri
dildin dile anlatılan bu ulu büyüğün
adını vermeyi uygun bulmuş ve 1995
yılından itibaren “Dede Korkut Kültür –
Sanat Şöleni’ni düzenlemeye başlamıştır.
Şölen Türk dünyasında büyük yankı bulmuş
; Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan,
Türkmenistan, Balkar – Karaçay,
Dağıstan, Kazakistan ve bağımsızlığını
ilan eden diğer Türk Cumhuriyetlerinden
çok sayıda katılım gerçeklemiştir. Türk
Cumhuriyetlerinden ilimize gelen bilim
adamları Dede Korkut’ la ilgili
tebliğler sunmuşlar, kendi
coğrafyalarındaki izlerin etkisinden söz
etmişlerdir. Dede Korkut’ un bizim
olduğu kadar kendi edebiyatlarının da en
büyük değere ve Türk dünyasının
coğrafyalar üstü ortak ve en büyük
kişiliği olarak nitelemiş ve
sahiplenmişlerdir.
Dede Korkut, Türk dünyasının ortak
birleştirici ve en büyük kişilerinden
biri olarak Bayburt Dede Korkut Kültür –
Sanat Şöleninde anılmaya başladıktan
sonradır ki; UNESCO 1999 yılını Dede
Korkut’ un 1300. yılı olarak kabul
etmiştir. İlimizde 16 – 22 Temmuz 2001
tarihleri arasında 7.’ Si düzenlenen
dede Korkut Kültür – Sanat Şölenlerinde
Dede Korkut, artık sadece Bayburt ve
Türk Dünyası ile sınırlı kalmamış, bütün
dünyanın ortak değeri olarak
uluslararası bir nitelik kazanmıştır.
KORGAN KÖPRÜ
Tarihi ipek yolu üzerinde bulunan Korgan
Köprüsü Halk arasında “Meliğin Köprüsü”
olarak anılmakta, merkeze bağlı Akşar
beldesinde bulunmaktadır.
13 – 14. YY. Selçuklu dönemine ait olan
köprü 43,20 metre uzunluğunda dıştan
dışa 4 metre genişliğindedir. İki gözlü
ve gözlere hakim biri sivri diğeri daha
yayvan kemerlidir. Kemerler ve
korkuluklar ince yontulmuş sarı taştan
diğer kısımlar gelişi güzel moloz
taşlardan ve horasan harcı ile
yapılmıştır. Kemer yüksekliği su
yüzeyinden kilit taşına kadar 5
metredir. 1998 yılında Kültür
Bakanlığınca restore edilmiştir.
Bu gün karayolu güzergahının değişmesi
nedeniyle kullanılmayan köprü bir
zamanlar nice kervanlara ve seyyahlara
geçit vermiştir.
BAYBURT EVLERİ:Bayburt
Evleri; çok zengin unsurlara sahip,
yaşatılması, tanıtılması ve gelecek
nesillere aktarılması gereken önemli
kültürel özelliklere sahiptir.
İlimizin kültürel ve tarihi dokusunu
gelecek nesillere de aktarmak, İlimize
sosyal, kültürel ve ekonomik yönden
katkılar sağlayacağı düşüncesiyle
Valiliğimiz Örnek Bayburt Evinin otantik
yapısına uygun bir proje geliştirmiştir.
Bu maksatla Karayolları bahçesinden arsa
alınmış ve Bayburt Evi inşaatına
başlanmıştır.
Bayburt Evi geleneksel Bayburt Evleri
mimarisine ve yapı malzemelerine dayalı
olarak 3 katlı karkas bina olarak çatısı
örtülmüş kaba inşaatı bitirilmiştir.
Bayburt Evleri; oda, ev, avlu, sofa gibi
bölümlerden meydana gelmektedir. Dam
diye tabir edilen ahır ve samanlık
bölümü olan “Merek" evin tamamlayıcı
unsurlarından biridir. Binanın alt iki
katı taştan, üst katı ise ahşap ve
çamurun karışımı olan harpuştadan
ibarettir. Yapı malzemesinin temel
unsurunu oluşturan taş, Bayburt’tan
çıkarılmaktadır. Bayburt Taşı yapı ve
estetiğini Bayburt’lu ustalardan
almaktadır. Bu taş Bayburt Evi Projesi
çerçevesinde daha çok tanıtılmış,
ekonomik değere kavuşturulmuştur.Bayburt
evi bütün bölümlerinin yanı sora terek,
kurun, teci, kehriz, caş taşı, ambar,
yüklük, ocak, kahvelik, keyveni direği,
fort bacası, hepen, güvercin bacası,
kırman gibi bölümleri di ihtiva
edecektir.Bayburt Evi’nin 2001 yılında
bitirilmesi için Valimiz Sayın Osman
DIRAÇOĞLU çalışmalara hız vermiştir